2 Şubat 2010 Salı
29 Aralık 2009 Salı
Sanata malzeme oldum
Nasıl mı? Çok kolay.
Önce sanatçı bir arkadaşınız olması gerekiyor. Ardından sorununun İstanbul olması, ve sizin de İstanbul çanak anten ve çatı manzaralı bir eviniz olması.
Sonra bu arkadaşınız sizi arayıp böyle böyle bir durum var, senin de bu projeme uygun bir manzaran varmış, gelip birkaç fotoğraf çekebilir miyim? diyor.
E siz de öküz olmadığınız için, tabi ki, diyorsunuz.
Geliyor, bakıyor manzaraya. Sonra sorun olmazsa seni de çekebilir miyim? diyor.
Biraz tırsak ve alçak sesle tamam, diyorsunuz. Ve olay gerçekleşiyor.
Zaman geçiyor ve siz unutuyorsunuz. Ta ki biri hatırlatana kadar...
Bu fotoğraf Ali Taptık'ın Kaza ve Kader isimli kitabından...
Kaza ve Kader'de ne söylüyor Ali?
...
Her gün karşılaştığımız sıradan, küçük şeyler, üzerinden deklanşörü ile konuşan Ali, ‘Kaza ve Kader’ serisinde anlattığı hikayelere ‘Şaşılacak Bir Şey Yok’ sergisi ile yenilerini ekliyor. Sergiyi 16 Ocak'a kadar, X-ist'te görebilirsiniz.
yazan papa.tya saat 17:42 0 comments
Fişleme ali taptık, ben, fotoğraf, istanbul, kaza ve kader, sanat, türkiye, x-ist
1 Eylül 2009 Salı
Papatya'nın Teras Satışı
Kullanmadığım eşyalarımı satıyorum.
Kitaplar, dergiler, bir kere veya daha fazla giyilmiş ama kullanılmayan ayakkabılar, elsibeler, garip nesneler, tabaklar, bardaklar, çantalar, kanepe ve sehpa (sanırım bu ikisi bugün gidiyor) aklıma gelmeyen, sayıldığı kadar hem çok çok çok fazla olmayan, az da olmayan türlü şeyleri elden çıkarıyorum.
Artık fazla gelmeye başladılar bana. Hepsini tek seferde atmam da mümkün değil. Geliyorsunuz, beğeniyorsunuz, kaç para diyorsunuz. İstediğini ver, yeter ki al diyorum. Böyledir. İşinize gelirse beklerim...
Üşenmezsem susayanlara limonata da satacağım :P
Ne zaman?
Bu hafta sonu... Öğleden sonradan hava kararana kadar...
yazan papa.tya saat 14:50 0 comments
22 Ağustos 2009 Cumartesi
anlam dünyası
anlam dünyasında anladığım tek şey birbirimizi anlamayacağımız.
yazan papa.tya saat 00:58 0 comments
14 Mayıs 2009 Perşembe
Temizlikçiye söylemeyi unutmayacaklarımın listesi
Radyatör araları
Küvetin ovulması
Termosifon ve sifon üstlerinin silinmesi
Dolap arkaları
Buzdolabı içi / dolap içi
ütü
terasın yıkanması / çiçeklerin sulanması
örümcek ağı varsa alınması
detarjanı bol bulmuş gibi kullanma
mutfaktaki leğeni bulaşık yıkamak haricinde sakın kullanma, gelince koklicam :P
yatak başındaki lamba silinecek
koltukları çekip altlarını da sil, nolur üşenme
aldığın şeyleri yerine koy, hiçbir şeyin yeri değişmesin
kütüphaneme dokunma
kurutulmuş çiçekleri atma
dolap üstlerini sil
yatak odasındaki şifonyerin altını noooolur unutma, terlik çorap kaçıyo almaya çalışınca hoş olmuyor
elin değmişken yazlıkları kışlıkları ayır da bana iş çıkmasın. (bu olmadı galiba)
yatak başındaki kitap, kalem, defter vb. nolur orada kalsın, toplama
başka bişi kaldı mı?
21 Nisan 2009 Salı
bahar ayakkabısı
klasik bir insanım. spor ayakkabım bil yıllardır aynı: "Stan Smith" hastasıyım...
ilk çocukken arkası yeşil olandan başladım giymeye. siyahını aldım, mavisini aldım. bu sene, hatta dün tamamen bembeyaz olanını aldım.
bugün de giydim. ama nasıl parlıyor!!!
bakın bakın nasıl parlıyor?
biraz kirlitmek, biraz pisletmek gerek. bir de böyle bembeyaz olunca bir taraftan da kirlenmemesi gerekiyormuş gibi hissediyor insan. yürüyüşüm bir acayip oldu. bir an evvel kirlense de rahatlasam...
derken, bunu gördüm:
yeni beyaz spor ayakkabılar için :)
yazan papa.tya saat 14:04 1 comments
Fişleme adidas, ayakkabı, ben, stan smith
1 Nisan 2009 Çarşamba
28 Mart 2009 Cumartesi
mümkünse seninle bir süre daha görüşmek istemiyorum
görüşmememizin sebebi, beni çekememenden ziyade, ikimizin de görüşmek istememesi.
lütfen, kendini bu kadar yüce zannedip küçükleştirme.
kendine haksızlık ediyor, beni ise sinirlendiriyorsun.
yazan papa.tya saat 16:45 1 comments
18 Mart 2009 Çarşamba
22dakika - 17.bölüm
Az biraz daha rahatladığım ikinci çekim :)
Galiba bu işi sevdim...
yazan papa.tya saat 10:46 1 comments
22dakika - 16.bölüm
Tahminlerin ötesinde heyecanlandığım, heyecandan yüzümde yolunmadık yer bırakmadığım, önümde sakin sakin duran kağıtları, kaldırıp, katlayıp, açıp, kapatıp durduğum ilk çekimim...
yazan papa.tya saat 09:48 1 comments
21 Ağustos 2008 Perşembe
gitmek
iyi ve kötü yokmuş gibiyim
bugün buradan giderken
arkama bakmayacak biriyim
yazan papa.tya saat 16:51 0 comments
24 Nisan 2008 Perşembe
hayattaki her şey "ben" ile ilgili - 01
Kelimeler ve harfleri seviyorum. Onların heyecanı dokunulmaz. Harflere dokunulduğunda kendi tanrı hissetmen ise inanılmaz.
Türkiye'de yaşıyorsanız, 25 yaş üstü kadınların evlenmiş, hele hele hamile kadınları kaldıramadıklarını bilirsiniz. Kaldırmak sadece erkekleri kaldırmaya çalışan kadınlara mahsustur. 5 ay önce bir arkadaşımın hamile kaldığı haberini, sevinçle verdiğim başka biri bu heyecanı kursağımda bırakıyor ve ardında bugün, yani haberden 5 ay sonra bu haberi, "ay ne güzel" diye karşılıyorsa yapacak bir şey pek olmuyor.
Hepimiz evlenmek istiyoruz. Bir şekilde...
Harfleri görünce heyecanlanıyorum...
Erkek dediğin harf gibi olmalı. Durduğu yeri bilmeli. İstediğim zaman üzerine basıp yapmak istediğim eylemi gerçekleştirmeli. Ben eylem insanı değilim. Ben fikir adamıyım. Bunda kuul bi taraf yok. Bunda "abi yardım edin, ama ben yardım isteyemiyorum" durumu var.
Eski arkadaşlar sana yardım etmez.
Pütürsüz duvar sevmiyorum. Duvarların pütürleri olmalı. Hayat gibi... ben elimde olan her şeyde bir pütür istiyorum.
Kötü manada değil bu söylediğim...
Kimse arayınca ulaşılmaz zaten...
Dans etmek çok güzel bir şey. Eğer seninle dans eden varsa.
Öyle değil mi?
Hayat su gibi aksın ben onu içeyim. Yok öyle bir şey. Hayat sudur. Nasıl aktığı sana bağlıdır?
Şans nedir? Bulursan bana da getir.
yazan papa.tya saat 02:21 0 comments
Fişleme ben