öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2009 Pazartesi

beklemek

beklemek, temelde bir yer değiştirme hareketidir.

beklerken tek gerçek olan zamanın geçtiğidir. hiç geçmiyormuş gibi gelen zaman; sakin, durağan bir göldeki, hızlı su geçişi gibi derinden ve hızlıdır. suyun içindekiler ve tabanındakiler yer değiştirirler.

bir avuç dolusu kum ile suda elini bir süre tuttuğunda ve beklediğinde; suyun o anki hızına bağlı olarak bir süre sonra, eline kum taneciklerinde azalma görürsün. yerine suyun başka yerlerden alıp getirdi tortular kalır.

fark etmeden kaybettiklerini bulur insan ve elindekileri yitirir. yitirilmişler ve yitirilenler yer değiştirir.

toplumsal değişim gibi gelen grafiklerde ilerler gibi görünen değişim, temelde bir yer değiştirme hareketidir.

sonsuz

sonsuz, olmadığı için var.
olsaydı, sonsuz olmazdı.

söz

tutulmayan ve tutulmayacağı bilinen sözlerin verilmesinin sebebi,
söz verdiğin kişiyi elinde tutmak istemendir.

tanımak

birini tanımanın en iyi yolu,
onu tanıyan kimseyi tanımamaktır.

4 Aralık 2008 Perşembe

dolduramıyorum, doluyor. boşaltamıyorum.

Yeni sayfalar açıp duruyorum. Bir şey yazmayı da ummuyorum. Sadece doldurmam gereken sayfaların birikmesini sağlıyorum. Sadece bakarak da dolmuyor sayfalar. Baktıkça eskitiyorum, sanki bir yenisi gelince dolabilecekmiş gibi yenisini açıyorum. Doldurmadığım bu sayfalarda dolması gereken birer sorumluluk olarak üst üste birikiyorlar.
Onların dolmasının gerçek sorumluluğum olmadığını anlamam biraz güç oluyor.
Dolması gereken sayfalar yüzünden başlıyor her şey. İçim o ilk yarısı karalanmış sayfaları doldurmak istemiyor. Bu sebeple bir yenisi açıp, yeniden başlamanın iye olacağını var sayıyor. Varsayıyorum ama saymakla kalıyorum. Çünkü aynı doldurmama isteği yeni sayfayla birlikte geliyor. Yeni sayfa açınca hissim değişmiyor
Aslında sayfalar da değişmiyor. Ben onlara bir şey yazmadan hepsi birbirinin aynı. Onları farklı kılan, ayrıştıran ve hatta yaratan benim.
Bunu da anlamam o kadar kolay olmuyor.
Zamanında yapmak yerine sürekli dolduruyorum.
Sürekli içime dolduruyorum.
Çünkü ne yazıyorum ne de konuşuyorum.
Doldukça karışıyor, ilk halinden başka bir hale geliyor. Bir tür mutasyon. Benim uğraşamayacağım bir canavar veya yaratık ile karşı karşıyayım. İçimde kendimden güçlü bir şey var. Onu ben yarattım. Ama amacım bu değildi.
Kimsenin amacı, istemediği sonuç olmuyor zaten. Ama o istenmeyen sonuç ihtimali her zaman var.
Bu sebeple mümkünse ve müsaitseniz, sizinle bir ara bir şeyler konuşmak istiyorum.
Gün ve saati belirtirseniz sevinirim.

24 Ocak 2008 Perşembe

tedirginlik üzerine

1 . Tedirgin olma durumu:
"Sesleninceye kadar bu tedirginliğim devam ederdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 .
gök bilimi Gök cisimlerinin, genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi sebebiyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık, sarsım.

bir adım atmadan önce, adımı attıktan sonra, adımı düşünürken, düşünmeyi sürdürürken, sürdürmek devinime dönüşünce, hareketler birbirini takip ederken, ben takip ederken, takip edilirken, ederken, iterken, kaçarken, koşarken, yakalarken, tekrar kaçarken, giderken, birine giderken, birinden dönerken, dönerken, başım dönerken...
ben tedirginlikten kaçamam.
ruhi bey de beni böyle bir zamanımda yakaladı. sordum, anlattı. sormasam da anlatırdı.
dinlemek güzeldi. güzel olması tedirgin ediciydi.

teşekkür ederim.

25 Temmuz 2007 Çarşamba

kadınlar ve iş

Kadınların iş hayatında çok sayıda başarıya imza atamamalarının esas sebebi, regl olmalarıdır.

  © Blogger template 'Minimalist E' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP