Chuck kimdir?
Eskimiş bir bölüm ama olsun.

Bugün kahvaltı için Harbiye Askeri Müzesi'nin yanındaki parka gittim. Yeşillik, park vs... tadı güzel olsun diye yiyip, içeceklerimin. Ve yukarı fotoğrafta gördüğünüz, yapma çiçeklerden özenle oluşturulmuş saksı ile karşılaştım.
Fişleme harbiye askeri müzesi, istanbul, park, yapma çiçek
Dün akşam, 22.00 sularında taksim The Marmara Otel'in önünden taksiye atladım. Evime doğru yola koyulmak için... Teşvikiye, dedim. Şoför amca bi durdu. Ya, neresiydi orası, dedi. Harbiye'nin orada mıydı?
- Yok, dedim. Harbiyeyi geçince, Şişli için sağa değil, ayrımdan sola sapacağız.
- Ya, kusura bakmayın, benim sabahın işte, daha afyonum patlamadı ki. 8 kişilik bir aileyi geçindiriyorum.
Aklımdan anası babasına da bakıyor heralde diye geçirdim.
Susmadı:
- Şimdi 8 kişilik aile deyince, e yapmasaydın o kadar çocuk diyeceksin. Sayayım hemen ailemi. 2 üniversitede okuyon çocuğum, bir eşim, bir elektrik faturası, bir su faturası, bir yakıt, telefon, kira... 8 kişilik aileyiz biz. Onlar da çocuklarım gibi...
Bastım kahkahayı tabi ki de.
Taksi şoförlüğünü bırakmış. Ama durak geri istemiş bunu, yalvar yakar. Bambaşka projelerim var benim. Onlara vakit ayırmam gerekiyor, diye devam etti. 8 dil biliyormuş, ama 7'si kendini bilmiyormuş. 6 tiyatro oyunu, 2 film senaryosu yazmış. Ama daha zamanı var, dedi. Henüz götürmedim, satmadım. Bekliyorum., dedi..
KGS daha yokken, büyükşehir belediyesi kamu oyu araştırması yapmış. Halk için daha iyi ne olabilir diye. Bu da araştırmadan bir sene önce mi ne, (zamanlamadan emin değilim), KGS fikrini bulmuş. Projelendirip sunmuş. KGS O'nun fikriymiş yani...
Şu an bir kitap yazıyormuş. Roman değil, ama benim yazdığım, dedi. Türkiye'de 7'den 70'e herkesi ilgilendiren problemler, çözümleriyle, dedi. 80 sayfası sadece kadın erkek ilişkileri üzerineymiş. Bir dönem kuaförde çalışmış, epey bilgi toplamış bu konuda. Türkiye'deki erkekler aptal, kadınlar ise eksik, dedi. Her erkeğin ardında başarılı bir kadın vardır, deniyor. E o zaman sen o kadar salaksın ki kadınları okutmuyorsun. Bu ülkede kadınlar okusa hepsi inanılmaz başarı elde eder, dedi. Bunlardan bahsetmiş bir bölümünde kitabın. Son on sayfası kalmış, toparlıyormuş.
Aslında krizi de çözmüş, projelendirmiş. Ama şu anki hükümete sunmak istemiyor. Şoförümün adı İhsan Aknur, ama onu herkes Best Taxi Driver olarak bilir...
Bu video da ülkeleri gezip, taksi şoförleri ile şehirleri gezerek tanıtan bir belgeselci kadının programı. İstanbul'a gelince, bindiği taksi şansına Best Taxi Driver olmuş...
Daha önce fark etseydim bir de fotoğrafını çekerdim, ama taksiden inince tüm parçalar birleşti...
Fişleme best taxi driver, ihsan aknur, istanbul
Geçen hafta Datça'ya, Palamutbükü'ne gittim. Aslında uzun zamandan sonra ilk yazım Datça'yı ve ruh halimi anlatmak üzerine olacaktı, ve fakat geri döner dönmez, inanılmaz bir konkurun ortasına düştüğümü fark ettim: ThyBrief
Öncelikle THY'yi bir açıdan kutladığımı belirtmek isterim. Risk alınası bir yaklaşımda bulundular ve ajansların en yakındığı ama en gaza geldiği konkuru tam bir yarışmaya döndürüp ortamı kızıştırdılar. Bu konkur sürecinde bile kendi reklamını yaptırdı.
Türk Hava Yolları, iki sayfalık bir brief* paylaşmış. İlk sayfada kısa bir açıklama yazısı bulunuyor, ikinci sayfada ise bir yönlendirme haritası var. İkinci sayfadaki yönlendirmeler doğrultusunda asıl brief'e, markanın gerçekten ne istediğine ulaşıyorsun. Sürekli kullanıcılara oyunlar oynayan ajanslara minik bir oyun oynamış THY anlayacağınız. Herkes anlatmış yokluğumda neyin nasıl yapıldığını, "THY Brief" diye aratınca baya kaynak çıkıyor. Brief'i nasıl toplayacağınızı anlatan bir sürü açıklama var. Ve brief de hala online...
Ajansların hemen hepsi aynı kanaldan girmiş mevzuya... Konu ile ilgili yepyeni bloglar açılmış, twitter'dan duyurumlar yapılmış, frienfeed'de geyikler dönmüş. Bizim ajansın, ben Digital McCann'deyim (hala nerede çalıştığımı öğrenemeyen arkadaşlarıma ithafen), şu ana kadar ortaya koyduğu strateji, hali hazırda olan blogumuz üzerinden konkur sürecini anlatmak ve yurtdışı McCann'lerin CEO'ları tarafından THY konkur sürecinin duyurumunu bloglarında yazılması oldu.
Görüp de topladığım, şu ana kadan online itibar yönetimi ile ilgili iş yapan ajansların bir listesi burada. Bir bakın, yorumlarınızı merak ediyorum...
Digital Mccann : http://www.digithell.net/
Beezone : http://thykonkur.wordpress.com/
PING : http://thykonkuru.blogspot.com/
Mooka : http://mookaonair.tumblr.com/
41? 29! : http://blog.41-29.com/ , http://ucurbizithy.com/
Voden : http://www.thykonkur.com/
Project House : http://thy.ph.com.tr/
EURO RSCG 4D : http://www.tk849.com/
THY'nin iki sayfalık brief'inde verilen sosyal mecraların dışına çok çıkılmadan aynı tas aynı hamam devam edilmiş. Ama benim sorunum gene başka... THY'yi bir açıdan daha takdir ediyorum, sosyal mecralarda aktif kullanmayan ajansları aktifleştirdiler. Herkesin farklı stratejiler çizmeye çalıştığı bu dönemde, yarı yarıya kağıtlar açık bir şekilde, Friendfeed baya bir kaynamış. Zaten haberdar olan bana, tekrardan haberdar etmiş herkes konuyu. Çok çok iç açıcı konuşmalar da dönmemiş, hatta tatmin edici hiç konuşma dönmemiş. Adam gibi kimse birbirini like'lamamış. Resmen Berivan'ın dediği gibi ve çok haklı: "Yan yana duruyoruz, aynı şeyden bahsediyoruz ama birbirimizi dinlemiyoruz, gibi friendfeed'in hali.."
Tatil sonrası bu tablo, üzdü beni...
*Brief nedir ile başlayayım: Reklamverenin reklam ajansından neyi, nasıl istediğini anlatan yazılı dokümana deniyor. Reklamveren kafasında dönen şeyi, taleplerini bir şekilde özetler ve reklam ajansına verir. Reklam ajansı da bunun üzerine çalışır.
**Konkur ise: Fransızca concours kelimesinden gelmekte. TDK çevirisi ile yarışma. Reklamveren, seçtiği ajansların hepsini aynı brief'i verir. Ajanslar aynı anda çalışmaya başlarlar, reklamverene işlerini sunarlar. Reklamveren de geceli gündüzlü çalışan ajanslarından birini seçer. Olay biter.
Fişleme brief, konkur, thy, thy brief, thy konkur, thybrief, turkish, turkish airlines
Amcamdan aile içinde e-posta kullanan herkese şöyle bir mail geldi bugün:
Değerli Tıraşınlar,
Az önce yapmış olduğum telefon konuşması sonucu öğrendim ki annem bilgisayar kullanmayı öğreniyormuş.
Neler öğrendiğini sorduğumda ekranda bir ok olduğunu ve onu sağa sola götürdüğünü söyledi. Bu işi "SIÇAN" ile yapıyor olması da ayrıca bir başarı öyküsü.
Evet, annemin mouse için sıçan tabiri kullanmasını önce anlamadıysam da sonrasında gözlerimden yaşlar gelerek dinledim.
Bu konudaki girişimci katkılarıyla anneme bilgisayar öğreten ve babama bundan sonra yemekleri onun yapmasını söyleyen Erhan Abime teşekkürleri borç bilirim.
Bundan sonraki beklentimiz annemin bilgisayar ve sıçan ile yapacağı sunumlarda....
Orkan TIRAŞIN
Fişleme aile, babaanne, bilgisayar
Radyatör araları
Küvetin ovulması
Termosifon ve sifon üstlerinin silinmesi
Dolap arkaları
Buzdolabı içi / dolap içi
ütü
terasın yıkanması / çiçeklerin sulanması
örümcek ağı varsa alınması
detarjanı bol bulmuş gibi kullanma
mutfaktaki leğeni bulaşık yıkamak haricinde sakın kullanma, gelince koklicam :P
yatak başındaki lamba silinecek
koltukları çekip altlarını da sil, nolur üşenme
aldığın şeyleri yerine koy, hiçbir şeyin yeri değişmesin
kütüphaneme dokunma
kurutulmuş çiçekleri atma
dolap üstlerini sil
yatak odasındaki şifonyerin altını noooolur unutma, terlik çorap kaçıyo almaya çalışınca hoş olmuyor
elin değmişken yazlıkları kışlıkları ayır da bana iş çıkmasın. (bu olmadı galiba)
yatak başındaki kitap, kalem, defter vb. nolur orada kalsın, toplama
başka bişi kaldı mı?
Fişleme sansür, sansüresansür, yay hareketi
Anneler gününe özel olarak dizilerdeki iyi ve kötü anne karakterlerini konuştuk. Fakat kesinlikle net olamadık. Doğrusu keyifli oldu :)
Fişleme 22dakika, anneler günü
© Blogger template 'Minimalist E' by Ourblogtemplates.com 2008
Back to TOP