13 Temmuz 2009 Pazartesi

Chuck kimdir?

Eskimiş bir bölüm ama olsun.

12 Temmuz 2009 Pazar

Terasımdan detaylar

Çekirdek vermeye başlayınca, kuşlarla aram bozulacak...

Sunflower

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Yapay



Bugün kahvaltı için Harbiye Askeri Müzesi'nin yanındaki parka gittim. Yeşillik, park vs... tadı güzel olsun diye yiyip, içeceklerimin. Ve yukarı fotoğrafta gördüğünüz, yapma çiçeklerden özenle oluşturulmuş saksı ile karşılaştım.

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Best Taxi Driver yolcusu olmak

Dün akşam, 22.00 sularında taksim The Marmara Otel'in önünden taksiye atladım. Evime doğru yola koyulmak için... Teşvikiye, dedim. Şoför amca bi durdu. Ya, neresiydi orası, dedi. Harbiye'nin orada mıydı?
- Yok, dedim. Harbiyeyi geçince, Şişli için sağa değil, ayrımdan sola sapacağız.
- Ya, kusura bakmayın, benim sabahın işte, daha afyonum patlamadı ki. 8 kişilik bir aileyi geçindiriyorum.
Aklımdan anası babasına da bakıyor heralde diye geçirdim.
Susmadı:
- Şimdi 8 kişilik aile deyince, e yapmasaydın o kadar çocuk diyeceksin. Sayayım hemen ailemi. 2 üniversitede okuyon çocuğum, bir eşim, bir elektrik faturası, bir su faturası, bir yakıt, telefon, kira... 8 kişilik aileyiz biz. Onlar da çocuklarım gibi...
Bastım kahkahayı tabi ki de.

Taksi şoförlüğünü bırakmış. Ama durak geri istemiş bunu, yalvar yakar. Bambaşka projelerim var benim. Onlara vakit ayırmam gerekiyor, diye devam etti. 8 dil biliyormuş, ama 7'si kendini bilmiyormuş. 6 tiyatro oyunu, 2 film senaryosu yazmış. Ama daha zamanı var, dedi. Henüz götürmedim, satmadım. Bekliyorum., dedi..

KGS daha yokken, büyükşehir belediyesi kamu oyu araştırması yapmış. Halk için daha iyi ne olabilir diye. Bu da araştırmadan bir sene önce mi ne, (zamanlamadan emin değilim), KGS fikrini bulmuş. Projelendirip sunmuş. KGS O'nun fikriymiş yani...

Şu an bir kitap yazıyormuş. Roman değil, ama benim yazdığım, dedi. Türkiye'de 7'den 70'e herkesi ilgilendiren problemler, çözümleriyle, dedi. 80 sayfası sadece kadın erkek ilişkileri üzerineymiş. Bir dönem kuaförde çalışmış, epey bilgi toplamış bu konuda. Türkiye'deki erkekler aptal, kadınlar ise eksik, dedi. Her erkeğin ardında başarılı bir kadın vardır, deniyor. E o zaman sen o kadar salaksın ki kadınları okutmuyorsun. Bu ülkede kadınlar okusa hepsi inanılmaz başarı elde eder, dedi. Bunlardan bahsetmiş bir bölümünde kitabın. Son on sayfası kalmış, toparlıyormuş.

Aslında krizi de çözmüş, projelendirmiş. Ama şu anki hükümete sunmak istemiyor. Şoförümün adı İhsan Aknur, ama onu herkes Best Taxi Driver olarak bilir...

Bu video da ülkeleri gezip, taksi şoförleri ile şehirleri gezerek tanıtan bir belgeselci kadının programı. İstanbul'a gelince, bindiği taksi şansına Best Taxi Driver olmuş...



Daha önce fark etseydim bir de fotoğrafını çekerdim, ama taksiden inince tüm parçalar birleşti...

30 Haziran 2009 Salı

Uçacaktım, üzüldüm

Geçen hafta Datça'ya, Palamutbükü'ne gittim. Aslında uzun zamandan sonra ilk yazım Datça'yı ve ruh halimi anlatmak üzerine olacaktı, ve fakat geri döner dönmez, inanılmaz bir konkurun ortasına düştüğümü fark ettim: ThyBrief

Öncelikle THY'yi bir açıdan kutladığımı belirtmek isterim. Risk alınası bir yaklaşımda bulundular ve ajansların en yakındığı ama en gaza geldiği konkuru tam bir yarışmaya döndürüp ortamı kızıştırdılar. Bu konkur sürecinde bile kendi reklamını yaptırdı.

Türk Hava Yolları, iki sayfalık bir brief* paylaşmış. İlk sayfada kısa bir açıklama yazısı bulunuyor, ikinci sayfada ise bir yönlendirme haritası var. İkinci sayfadaki yönlendirmeler doğrultusunda asıl brief'e, markanın gerçekten ne istediğine ulaşıyorsun. Sürekli kullanıcılara oyunlar oynayan ajanslara minik bir oyun oynamış THY anlayacağınız. Herkes anlatmış yokluğumda neyin nasıl yapıldığını, "THY Brief" diye aratınca baya kaynak çıkıyor. Brief'i nasıl toplayacağınızı anlatan bir sürü açıklama var. Ve brief de hala online...



Ajansların hemen hepsi aynı kanaldan girmiş mevzuya... Konu ile ilgili yepyeni bloglar açılmış, twitter'dan duyurumlar yapılmış, frienfeed'de geyikler dönmüş. Bizim ajansın, ben Digital McCann'deyim (hala nerede çalıştığımı öğrenemeyen arkadaşlarıma ithafen), şu ana kadar ortaya koyduğu strateji, hali hazırda olan blogumuz üzerinden konkur sürecini anlatmak ve yurtdışı McCann'lerin CEO'ları tarafından THY konkur sürecinin duyurumunu bloglarında yazılması oldu.

Görüp de topladığım, şu ana kadan online itibar yönetimi ile ilgili iş yapan ajansların bir listesi burada. Bir bakın, yorumlarınızı merak ediyorum...

Digital Mccann : http://www.digithell.net/
Beezone : http://thykonkur.wordpress.com/
PING : http://thykonkuru.blogspot.com/
Mooka : http://mookaonair.tumblr.com/
41? 29! : http://blog.41-29.com/ , http://ucurbizithy.com/
Voden : http://www.thykonkur.com/
Project House : http://thy.ph.com.tr/
EURO RSCG 4D : http://www.tk849.com/

THY'nin iki sayfalık brief'inde verilen sosyal mecraların dışına çok çıkılmadan aynı tas aynı hamam devam edilmiş. Ama benim sorunum gene başka... THY'yi bir açıdan daha takdir ediyorum, sosyal mecralarda aktif kullanmayan ajansları aktifleştirdiler. Herkesin farklı stratejiler çizmeye çalıştığı bu dönemde, yarı yarıya kağıtlar açık bir şekilde, Friendfeed baya bir kaynamış. Zaten haberdar olan bana, tekrardan haberdar etmiş herkes konuyu. Çok çok iç açıcı konuşmalar da dönmemiş, hatta tatmin edici hiç konuşma dönmemiş. Adam gibi kimse birbirini like'lamamış. Resmen Berivan'ın dediği gibi ve çok haklı: "Yan yana duruyoruz, aynı şeyden bahsediyoruz ama birbirimizi dinlemiyoruz, gibi friendfeed'in hali.."

Tatil sonrası bu tablo, üzdü beni...

*Brief nedir ile başlayayım: Reklamverenin reklam ajansından neyi, nasıl istediğini anlatan yazılı dokümana deniyor. Reklamveren kafasında dönen şeyi, taleplerini bir şekilde özetler ve reklam ajansına verir. Reklam ajansı da bunun üzerine çalışır.

**Konkur ise: Fransızca
concours kelimesinden gelmekte. TDK çevirisi ile yarışma. Reklamveren, seçtiği ajansların hepsini aynı brief'i verir. Ajanslar aynı anda çalışmaya başlarlar, reklamverene işlerini sunarlar. Reklamveren de geceli gündüzlü çalışan ajanslarından birini seçer. Olay biter.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Babaannem bilgisayar kullanmayı öğreniyor!

Amcamdan aile içinde e-posta kullanan herkese şöyle bir mail geldi bugün:

Değerli Tıraşınlar,
Az önce yapmış olduğum telefon konuşması sonucu öğrendim ki annem bilgisayar kullanmayı öğreniyormuş.
Neler öğrendiğini sorduğumda ekranda bir ok olduğunu ve onu sağa sola götürdüğünü söyledi. Bu işi "SIÇAN" ile yapıyor olması da ayrıca bir başarı öyküsü.
Evet, annemin mouse için sıçan tabiri kullanmasını önce anlamadıysam da sonrasında gözlerimden yaşlar gelerek dinledim.
Bu konudaki girişimci katkılarıyla anneme bilgisayar öğreten ve babama bundan sonra yemekleri onun yapmasını söyleyen Erhan Abime teşekkürleri borç bilirim.
Bundan sonraki beklentimiz annemin bilgisayar ve sıçan ile yapacağı sunumlarda....
Orkan TIRAŞIN

15 Mayıs 2009 Cuma

Bu dudaklara erişim yasak

Böyle seri seri yayınlamaa karar verdim, daha keyifli olacak:



14 Mayıs 2009 Perşembe

Temizlikçiye söylemeyi unutmayacaklarımın listesi

Radyatör araları
Küvetin ovulması
Termosifon ve sifon üstlerinin silinmesi
Dolap arkaları
Buzdolabı içi / dolap içi
ütü
terasın yıkanması / çiçeklerin sulanması
örümcek ağı varsa alınması
detarjanı bol bulmuş gibi kullanma
mutfaktaki leğeni bulaşık yıkamak haricinde sakın kullanma, gelince koklicam :P
yatak başındaki lamba silinecek
koltukları çekip altlarını da sil, nolur üşenme
aldığın şeyleri yerine koy, hiçbir şeyin yeri değişmesin
kütüphaneme dokunma
kurutulmuş çiçekleri atma
dolap üstlerini sil
yatak odasındaki şifonyerin altını noooolur unutma, terlik çorap kaçıyo almaya çalışınca hoş olmuyor
elin değmişken yazlıkları kışlıkları ayır da bana iş çıkmasın. (bu olmadı galiba)
yatak başındaki kitap, kalem, defter vb. nolur orada kalsın, toplama

başka bişi kaldı mı?

11 Mayıs 2009 Pazartesi

SansüreSansür Yay! Hareketi



01 - Pisuvar





02 - Market







Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.
11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.
Videoların ve banner'ların yanı sıra basılı malzeme de bulunmakta. Çünkü sansür her zaman her yerde hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkaverir. Tepkisiz kalmamak için buradan indirip, çıkış alabileceğiniz basılı malzemeye ulaşabilirsiniz.

Bu basılı malzeme ile ne yapacaksınız? Basılı malzemelerde doldurulabilecek boşluklar bulunmakta.

Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz.

03 - Otopark





04 - Manav





05 - Kitapçı




Viral malzemelerin hepsine ulaşmak ve indirmek için tıklayın.

09 Mayıs 2009 Cumartesi

22 dakika - İyi anneler - kötü anneler

Anneler gününe özel olarak dizilerdeki iyi ve kötü anne karakterlerini konuştuk. Fakat kesinlikle net olamadık. Doğrusu keyifli oldu :)

  © Blogger template 'Minimalist E' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP